5 Haziran 2014 Perşembe

How To Lose "Me" In 10 Ways

"How to lose a guy in 10 days" adlı filmi bilirsiniz...

Son Oscar bükücü Matthew McConaughey ve ona Sarah Jessica Parker'dan çok daha fazla yakışan Kate Hudson'ın başrollerini paylaştığı çıtır-çerez bir romantik komedidir bu film, mutlaka hatırlamışsınızdır. Yine de bilmeyenler için filmi özetleyelim:

Bir iddia sonucu başlayan esas kız ve esas oğlan münasebeti, zamanla ciddi bir ilişkiye doğru kaymaya başlar. Akabinde mevzunun bir iddiaya dayanmasının anlaşılmasıyla birlikte işler sarpa sarar. Netice itibariyle, bir şekilde mutlu sona ulaşılır.

Neyse efendim konumuzun aslında filmle çok da ilgisi yok. Başlık çağrışım yapıyor sadece... Bugünkü konumuz erkek milletinin kafasına bir ilişkiye dair "bitirsek mi, bitirmesek mi" sorusunu yerleştirecek 10 farklı vaziyettir. En iyi tanıdığım erkek "bizzat ben kendim" olduğundan, mevzuyu biraz kişisel kılmakla beraber şahsıma ait maddeleri sıralamayı uygun görüyorum.

Not: Bu yazı hiçkimseye yönelik bir "ayağını denk al" uyarısı değildir. Ukalalığımı da şimdiden mazur görünüz, maksat eğlenmek sadece :)



1. İstikrarsız Karar Mekanizması




Aynı olaya, farklı zamanlarda birbiriyle tamamen zıt tepkiler verilmesi durumuna kibarca "istikrarsızlık" diyoruz. Kibar olmasaydık, "dengesizlik" diyebilirdik, ama çok kibarız, lanet olsun....





2. Kıskançlık


İlişkilerde Minimum / Maximum İlgi Formulü kapsamında onaylanmış, kabul edilmiş "mantıklı kıskançlık" hariç konuşuyorum, kıskançlığa hiç gelemem. 


3. Senaristlik ve Kafada Kurma 


Görmediği, bilmediği, duymadığı halde, elde hiçbir veri olmamasına rağmen varsayımlar üzerinden kanaate varma durumudur... Bir nevi hastalıktır. Bulaşıcı değildir, lakin yine de ortamdan acilen uzaklaşmakta fayda vardır.

4. İletişim Sorunsalı


Ozellikle ilişkiye dair bir konuda konuşurken kendini ifade edemeyen veya ifade edecek bir şeyi olmadan konuşanlar, aynı şekilde karşı tarafı dinlemeyen veya dinlemesine rağmen orada söylenenler sanki hiç konuşulmamışcasına devam edenler...

Muhtemelen zombidirler, ani hareket yapmadan, ufak ufak uzaklaşınız.



5. Karnıyarık 


Bak bak bak, tipe bak, tipe! Yahu arkadaş, bunu nasıl yiyorsunuz anlamıyorum?! Açık ve net söylüyorum...  Benim karnıyarıkla, pırasayla, bamyayla ve buna benzer yemeklerle aramı yapmaya çalışanın gözünün yaşına bakmam! Tamam evet, nimettir, ayıptır, yazıktır, bulamayanlar vardır... O zaman bana niye zorla yedirmeye çalışıyorsunuz kardeşim, gidin bulamayanlara verin, afiyetle yesinler! Sevgilim Adriana Lima olsa yine dinlemem, o derece... Bakın, hesap basit: 

Adriana Lima 10 üzerinden 10 ise
Karnıyarık 10 üzerinden 1'dir.

O halde:


(Karnıyarık+Adriana Lima) / 2 = 5,5 = Vasat  (7'den aşağısı vasat kapsamına giriyor zira)


Senin bile güzelliğin karnıyarık kaldırmıyor Adriana, üzgünüm... Ayrılma sebebi.. Net! 



6. Akan Makyaj Sendromu


Şimdi söyleyeceklerimi sadece "fiziksel görünüm" olarak algılamayın. Davranışlar, hal ve tavırları da kapsıyor bu konu.

İlişki öncesindeki flört döneminde ve ilişkinin başlarında soldaki gibi gördüğünüz bir kadın, günün birinde bir bakmışsınız sağdaki oluvermiş. Aslında aynı insan ama artık motivasyon eksikliğinden midir, bezmişlikten midir, nedendir bilinmez, soldaki halini koruyamamış. Belki de hep sağdakiydi ama bize kendini soldaki gibi gösteriyordu tabii, bu da bir ihtimal.  Gerçekleri arkasına hapsettiği maskesi mi düştü, tonla para verip aldığı makyajı mı aktı, gözümüzdeki perde mi kalktı, bilemiyorum; olmuş bir şeyler işte, orası kesin.

Neyse, sebep değişkenlik gösterebilir. Fakat ne yapıyoruz? Hatice'ye değil, neticeye bakıyoruz. Üzgünüm bebeğim, artık bizimle değilsin...  


(Yeri gelmişken gençliğinde ne güzel kadınmış Deniz Seki yahu... Vay arkadaş...) 



7. Pozisyon Futbolda Her Şeydir



Yapma bunu, yapma bunu!!! 

Not: 
Bu maddede ne anlatmak istediğimi anlayan dostlarım... Lütfen çaktırmayınız :) 

Ve siz, bu maddeden hiçbir şey anlamamış olan değerli okuyucular..  Bu durum sizin algınızda bir sıkıntı olduğunu göstermez, canınızı sıkmayın. Sadece benimle bu konuyu bilecek derecede samimi olmadığınızı gösterir ki bunu da düzeltebilirsiniz, evet :) 



8. Oyun Hamuru Sendromu



http://www.funcage.com/blog/wp-content/uploads/2013/10/Women-Have-Own-Planet-001-550x511.jpg

Sanıyorum görselimiz durumu yeterince net izah ediyor, ne dersiniz? 

"Get out of my life you manipulative bitch!" diye hönküresi geliyor insanın gerçekten. Ama son derece kibar olduğumuzdan ne yapmıyoruz?

Hönkürmüyoruz....


9. Sosyal Çevre Çatışması


Öyle sevgili yaptıktan sonra normal şartlarda sürekli görüştüğü arkadaşlarıyla görüşmeyen, onlarla sevgilisinin müsaade ettiği ölçüde yakın kalan, sevgilisi var diye 25 senelik arkadaşıyla arada bir buluşup FIFA bile oynayamayan, hayatı sadece iki kişiden (sevgilisi ve kendisi) ibaret gören adamlardan değilim. 

O yüzden, arkadaşlarımla da iyi geçinmen gerekiyor. Öyle başlarda "ay Cenk'le Tubik çok tatlıııı" deyip, 2 ay sonra "üff yine mi Cenklerle Etiler'e gidiyoruz" muhabbetine gireceksen, haberin olsun diye söylüyorum müstakbel sevgili, sonuç net... Çok Net!  :) 

Bir de bunun bir üst versiyonu olan, son derece sakin ve aslında biraz da buruk bir tonla "Cenk beni sevmiyor mu? Öyle geliyor bana biraz sanki..." ve telkini takiben gelen "ne bileyim, böyle biraz soğuk davranıyor bana yani" kombinasyonu var ki, aman Tanrım... O ne sinsidir o, o ne çakaldır o! Tam bir profesyonelle karşı karşıyasınız... Çok dikkat edin, zira farkında değilsiniz belki ama ağır adımlarla sosyal çevreden kopuk ve çekirdek aile düzeninin dışına çıkmayan bir vaziyete doğru ilerliyorsunuz. Aman diyeyim...




10. Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgası





Ne yalan söyleyeyim 10. maddeyi bulamadım... Ben de genel olarak fayda sağlayabileceğini düşündüğüm bir mevzuyla yazıyı kapatayım istedim. Özellikle dans gecelerine gidip dans eden, gecelerde açık burunlu dans ayakkabısı giyen kadınlara sesleniyorum. 


Bizler, yani erkekler, kadınları seviyoruz. Hem de çok seviyoruz. O yüzden bu yukarıdaki görseldeki kötü örnekleri sergileyerek bizleri kendinizden soğutmayınız, çok rica ediyorum. O açık ayakkabının içine o ten rengi çorapları giymeyin. Efendim, neymiş, "üşüyoruz kışın, mecbur giyiyoruz". Üşüyorsanız mesela şunu kullanmayı deneyin...






Bak ne kadar güzel işte! Hem çorabın var, bacakların üşümüyor, hem tenin sanki Da Vinci boyamış gibi pürüzsüz gözüküyor, hem de az önceki fotoğraftaki o berbat tablo yok! Ayak zaten başlı başına çirkin bir organdır. Bana göre en çirkinidir hatta... O yüzden elimizden geldiğince göze batmaz hale getirirsek hani mesela, gerçekten çok iyi anlaşabiliriz. Teşekkür ederim.

:)


Son Not:
Ukalaca ve saygısızca bulduysanız kusura bakmayınız... Rahatsızlık verdiğim için özür dilerim.

Fakat şunu da bilin ki, bundan rahatsız olduysanız, beraber olamayız.. Elveda sevgilim! :))