spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2014 Pazartesi

METU Open Efsanesi

(Dansla İlgilidir)
Geleneksel bir hal alan Uluslararası METU Open Dans Sporu yarışmaları bu sene 13. kez düzenlendi Ankara'da.
Ben de geleneksel olarak yine gidemedim izlemeye... 
Fakat bu kez oturduğum yerden izleme şansım oldu. İnternet'te stream olarak yayımlandı yarışma. Üstelik de öyle "hadi bakim arkadaş al sen şu kamerayı eline, çek işte bir şeyler" kafasında, titreyen, sallanan bir görüntü ile de değil... Jimmy Jeep'ler sabit kameralar, görüntü geçişleri...
Son derece kaliteli, dans sporuna başladığımız ilk yıllarda imrendiğimiz, izlerken hayranlıkla ağız suyu akıttığımız profesyonel görüntüler vardı yayında.
Duygulandım ve de kıskandım ne yalan söyleyeyim. Çünkü yıllar öncesinden bu yana, dans sporu yarışmalarının ülkemizde gelmesi gereken noktanın bu olduğunu, soğuk spor salonu atmosferinden balo salonu seviyesine geçilmesi gerektiğini söylüyoruz. METU Open da bir spor salonunda yapıldı ama o salona oyle bir makyaj yapılmıştı ki, baktığınız zaman dekore edilmiş Swissotel Fuji salonundan farkı yoktu...
Hep söyledik... Kalite arıyorsanız, o kaliteyi en temelden başlatmak gerekiyor. Sporcuya kaliteli yarışma ve idman imkanları sunmazsanız, sporcunun ulaşabileceği kalite seviyesini de sınırlamış olursunuz.
Dans sporundaki kaliteyi arttırdığı için,
her geçen yıl üzerine koyduğu için,
dans sporu yarışmalarını ülkemizde "aman ha kot pantolonla gitmeyelim, ceketsiz gitmeyelim, ayıp olur vallahi" seviyesine bir adım daha yaklaştırdığı için;
METU Open bu ülkenin açık ara Dans Sporu gururudur.
Bugün dünya şampiyonalarında final gören çiftlerimizin eğitmenlerini yetiştirdiği için;
Yarın dünya şampiyonalarında final görecek çiftlerimizin eğitmelerini de yetiştirecek adımları attığı için;
Bugünün dünya şampiyonlarını burnumuzun dibine getirdiği için;
ODTÜ Eşli Danslar Topluluğu bu ülkenin açık ara, bir numaralı Dans Sporu Lokomotifidir,
Topluluğun dününde ve bugününde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Önünüzde saygıyla eğiliyorum.
Darısı ülkemin "Türkiye Şampiyonaları", "Federasyon Kupaları", "Kulüplerarası yarışmalarının" başına... 

30 Ekim 2014 Perşembe

Oynamadan Maç Almak

İsmail Kartal hocamız her mikrofon karşısına geçtiğinde, soylediklerini her dinlediğimde veya okuduğumda gerilim filmi izlermiş gibi koltuğa yapışıyorum. Bu kez de Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi öncesi basın toplantısında Diego'yla ilgili olarak döktürmüş, sağolsun...


http://www.ntvspor.net/haber/futbol/116135/besiktastan-daha-formdayiz?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

Diego takıma henüz adapte olamamış, o yüzden fazla forma şansı bulamıyormuş.
İsmail Hoca'nın Diego'dan beklentisi "oynadığı zaman maç almasıymış".

Sonuna kadar katılıyorum...
Biz de Diego'dan oynadığı zaman maç almasını bekliyoruz.
Diego zatan hangi takımda oynasa, beklenti böyle olur.
Çünkü o kadar kaliteli bir oyuncu Diego.
Fakat işte bu sezon henüz herhangi bir maçı tek başına alamadı Diego...
Neden alamadı biliyor musunuz?

Çünkü doğru dürüst oynatılmadı!

Kaç maça ilk 11 başladı?
Kaç dakika sahada kaldı?
Kritik duruma gelen bütün maçlarda sahadan ilk alınan hep Diego değil miydi?

Peki diğer oyuncular için de "bize maç almasını bekliyoruz" diyor mu İsmail Hoca?
Mesela Alves için, Sow için, Kuyt için, Emenike için?

Eğer diyorsa... Mesela Akhisar maçını alamadıklarında, neden kenara çekilmediler?
Yok eğer bunu diğer oyuncular için demiyorsa, Diego'nun suçu ne?
Çok kaliteli oyuncu olmak mı?

Ligin tel tel dökülen takımlarından Gençlerbirliği ile içeride oynarken bile ilk 11'e almadı Diego'yu İsmail Hoca.

Sonra da "Diego takıma henüz ısınamadı", "Diego'dan maç kazanmasını bekliyoruz"...

Saha içinde olmadan maç kazanmak futbolcunun değil Teknik Direktör'ün işidir. 


Futbolcu Diego'yu "kenarda oturduğu" maçları "alamadığı" için beğenmeme hakkı varsa İsmail Kartal'ın
Teknik Direktör İsmail Kartal'ı "kenarda, takımın başında olmasına rağmen maçları alamıyor" diye eleştirme hakkı vardır cemaatin :) 

Bu devirde hala tek bir oyuncudan "maçı almasını" bekleyen Teknik Direktör de az bulunur, o da ayrı meseledir...